Kurban Bayramı’nın otoban kenarında leğenle, satırla, masatla kutlandığı bir ülkede, Gençlik ve Spor Bayramı’nın stadyumda kutlanması mantıksızdı. Kaldırıldığı iyi oldu.
Dürüst olalım; kaldırılana kadar, o gün stadyumda gösteri yapan gençler ve aileleri dışında, 19 Mayıs, hiçbirimizi ilgilendirmiyordu. Çünkü hiçbir cazibesi yoktu. 19 Mayıs’ın oldugu haftanın sonunda, Dört Büyükler’e turnuva düzenletmek, Avrupa’nın büyük kulüpleriyle ve bunu finanse edecek sponsorlarla anlaşıp şov maçları düzenlemek; bunlar öncesinde konserler vermek; yâni, halka ‘bayram yaşatmak’ çok zor değildi.
Türkiye’nin en başarılı spor organizasyonlarından biri, Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu, 19 Mayıs haftasında yapılabilirdi. Basketbol takımlarımız şov maçları yapabilirdi. Avrasya Maratonu, yine aynı hafta sonu yapılabilir; Köprü, o gün kapatılabilirdi. Bir hafta sonu, hatta bir hafta boyunca, ülkenin tek gündemi spor ve bu gerçek bir bayram olabilirdi.
Ama olmadı.
19 Mayıs’ın Atatürk’ü Anma ile ilgili yanından hiç bahsetmiyorum.
Çünkü artık ananlara iyi gözle bakılmıyor.


