Diagnost

Archive for Şubat 2011|Monthly archive page

Çadırımın üstüne…

In Dünya, Dış Politika, Gündem, Uluslararası İlişkiler on 22 Şubat 2011 at 12:04

Bakirelerden oluşan 40 kişilik Amazon Muhafızları’yla, Juventus’un %7,5’lik hissesiyle, Wikileaks’te yayımlanan raporda geçtiği hâliyle “şehvetli sarışın” Ukraynalı hemşiresiyle, muhteşem kılık kıyafetiyle bir diktatörü daha geride bırakmak üzereyiz.

Yunan Harp Akademisi’nde askerî eğitim gördü; Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Türkiye’ye destek verdi.  Necmettin Erbakan’ı en hafif tâbiriyle tersledi; Recep Tayyip Erdoğan’a “Türk halkına hizmet etme yolundaki büyük çabaların, insanlığın her kesiminin daha fazla adalet, vicdan ve insafa dayalı mücadelesi ve Filistin meselesindeki tutumlarını takdir etmek ve yüceltmek adına” Kaddafi İnsan Hakları Ödülü verdi.

Bugün başına gelenlerin “Bütün Avrupa İslâm’a dönsün” gibi açıklamaları olduğunu iddia edecek Siyâsi İslâmcılarımız mutlaka çıkacaktır. Ancak, Kaddafi’nin bu açıklamayı Roma ziyaretinde 500 adet İtalyan eskort kıza hitaben yaptığından söz etmeyecektir.

Beyler, eğleniyor muyuz?

Bana biraz; başta Venezuela olmak üzere, Güney Amerika ve Afrika ülkelerinden oluşacak Alternatif NATO önerisinin etkisi var gibi geldi. Zira bundan 1,5 yıl önce, beyaz limuzinini de alıp Venezuela’ya uçmuş, havuz kenarına meşhur Bedevî çadırını kurmuş ve Chavez’e “kendi silahlı gücümüzü kurma zamanımız geldi” demişti.

Dün akşam “Venezuela’da değilim” demek için 15 saniyeliğine televizyona çıkması hiç şaşırtıcı gelmedi.

Okuma Parçası:
Gaddafi proposes ‘Nato of the South’ at South America-Africa summitThe Times

Share

Eh be Mübarek

In Dünya, Dış Politika, Gündem, Komplo Teorileri, Tarih, Uluslararası İlişkiler on 14 Şubat 2011 at 14:41

Bir devrim ABD medyasında naklen yayımlanıyorsa, ona “halk devrimi” demeden önce iki rekat düşünmekte yarar var.

Mısır Hava Kuvvetleri’nin sahip olduğu F-16 sayısının, hâlihazırda F-16 üreten Türkiye’nin hava kuvvetlerinden daha fazla olduğunu bilmemek çok önemli değildir. Altı Gün Savaşları sırasında, İsrail Hava Kuvvetleri’nin 300’den fazla Mısır uçağını yerde vurması ve Mısır Hava Kuvvetleri’ni bir gün içerisinde fiilen ortadan kaldırması da öyle. Sonuçta ABD, Ortadoğu’da İsrail’den sonra en büyük müttefiki olan Mısır’a, yok olan Sovyet uçakları yerine gıcır gıcır F-4 ve F-16’lar vermiş, mağduriyeti gidermiştir. Altı Gün Savaşı’nda, el kadar İsrail bütün Sina Çölü’nü işgâl edince ve Mısır’ın tank ihtiyacı hasıl olunca, ABD yine yardıma koşmuş, Mısır topraklarında M1A1 Abrams tankı imalatına başlamıştır. Mısır Kara Kuvvetleri envanterindeki binden fazla M1A1 Abrams’ın bulunmasını da boşverin. Bunun karşılığı ABD Ordusu’na verilen Süveyş Kanalı’nın sınırsız kullanım hakkını da.

28 Ocak 2011’de, Kahire’de Cuma Namazı çıkışı gösteriler başladığında, aralarında Genelkurmay Başkanı’nın da bulunduğu iki düzineden fazla Mısır subayı Kahire’de değildi. Yaklaşık 30 yıldır eğitildikleri Pentagon’da oturuyorlardı.

Aynı tarihte, tüm Dünyaya demokrasi dersleri veren basın esnafımızın değerli kalemleri ve onların perverleri “işte halkın gücü“, “kazanan halkın iradesi olacak” sloganları atmaya başladılar. Olanlar devrimmiş, Mısır halkı diktatöre “defol” diyormuş. Aralarında, bu olanların ‘Mavi Marmara Devrimi’nin İslâm Dünyası’na yansıması olduğunu söyleyenler bile oldu. Allah hepsinin yardımcısı olsun.

Hüsnü Mübarek koltukta hepsinin tahmin ettiğinden fazla direnince, pek sesleri çıkmadı. Dün yabancı medya, batılı gizli servisleri kaynak göstererek açıkladı:  Hüsnü Mübarek, ‘direndiği’ süre zarfında 70 milyar dolarlık servetini kurtarmaya uğraşıyormuş. Direnç sona erdiğinde, bizim demokrasi âşıklarının istediği oldu, Mübarek görevini devretti.

Kime?
İsyan başladığında, Pentagon’da bulunan Mısır Ordusu’nun üst düzey yönetimine.

 

Pentagon sözcüsü John Kirby’e göre Mısır Ordusu: “They certainly haven’t inflicted any harm on protesters“, “They’re focused mainly on protecting the institutions of government, as they should be.

CSIS’in Mısır Ordusu uzmanı Anthony H. Cordesman ise bize çok tanıdık gelecek bir laf etmiş: “Is it a force that will listen to us if there is a military takeover and we want them to move to a democratically elected government as soon as possible?

ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı, General James E. Cartwright ise, Mısır ordusu hakkında “we didn’t say anything to them about how they should handle it, and they didn’t tell us about how they were going to handle it” demiş.

ABD Genelkurmay Başkanı Amiral Mullen, apar topar gittiği Ortadoğu’da Ürdün ve İsrailli yetkililere, Mısır’daki gelişmelerin iki ülkenin güvenliğini tehdit etmeyeceği yolunda güvence verecekmiş.

Bu kadar general demecinin üzerine “İşine bak general” diye manşet atamayan demokrasi hocalarına göre ise; halkın iradesi kazanmış, halk yönetimi devralmış, “Mısır İran olmayacak“mış.

Kaynak ve Alıntılar:
Calling for Restraint, Pentagon Faces Test of Influence With AllyThe New York Times
ABD Genelkurmay Başkanı Ürdün Kralı İle GörüştüThe Voice of America

 

Kâğıttan Kaplan vs. Nükleer Dişler

In Gündem, Tarih, Türkiye on 08 Şubat 2011 at 13:42

Birkaç gün önce Atatürkçü Düşünce Derneği Zonguldak Şubesini ziyaret eden CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum’un “Koca bir askeri yıktılar, meğer kağıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz, meğer ABD içini oymuş. O koca ağacı hop diye yıktılar. Ancak CHP’yi yıkamadılar” sözleri gündemin başköşesine oturdu. Ak Parti, MHP boş durmadı, Batum’u yerden yere vuran açıklamalar yaptı. Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner, “iade-î ziyarette” bulunmak için, Batum’un bu sözlerini takip eden iş gününü seçerek CHP Genel Merkezi’ne gitti. Batum özür diledi, Savcılık inceleme başlattı.

Peki nereden çıktı bu “Kâğıttan Kaplan” meselesi?

“Kâğıttan Kaplan”, “görüldüğü kadar güçlü olmayan” anlamına gelen Çince bir deyim. Deyimin tüm dünyada yaygın hale gelmesi, Çin’in Komünist lideri Mao Zedong’un Amerikalı muhabir Anna Louise Strong’a 14 Temmuz 1956 yılında verdiği röportaj sayesindedir. Zedong, Amerika Birleşik Devletleri’ni tanımlarken bu ifadeyi şöyle kullanmıştır:

Now U.S. imperialism is quite powerful, but in reality it isn’t. It is very weak politically because it is divorced from the masses of the people and is disliked by everybody and by the American people too. In appearance it is very powerful but in reality it is nothing to be afraid of, it is a paper tiger. Outwardly a tiger, it is made of paper, unable to withstand the wind and the rain. I believe the United States is nothing but a paper tiger.

Mao Zedong’un sivri ve kışkırtıcı açıklamalarından çekinen, dönemin Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Nikita Kruşçev, bu deyime “Kağıttan Kaplan’ın nükleer dişleri var” diye karşılık vermiştir:

The paper tiger has nuclear teeth. Only a madman would speak of a new world war.

Kaynak ve Alıntılar:
U.S. IMPERIALISM IS A PAPER TIGERMarxists.org
World: WHAT THEY ARE FIGHTING ABOUT TIME

Share

%d blogcu bunu beğendi: