Diagnost

Posts Tagged ‘İran’ın nükleer programı’

İran’ın Nükleer Programı

In Dünya, Dış Politika, Gündem, Komplo Teorileri, Tarih, Uluslararası İlişkiler on 26 Ocak 2011 at 18:22

ABD, İran’a nükleer programından dolayı çok kızıyor.
Bizim de kızmamızı istiyor. Sizce haklı mı?
Yoksa haklı olan İran mı?
Okuyun, siz karar verin.

I feel impelled to speak today in a language that in a sense is new–one which I, who have spent so much of my life in the military profession, would have preferred never to use. That new language is the language of atomic warfare.

Dwight D. Eisenhower, ABD Başkanı
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Aralık 1953

yani demiş ki:

İnanın hiç içimden gelmiyor ama bırakın şu nükleer savaş konusunda iki çift laf edeyim“.

Eisenhower’ın bu konuşmasının tümünü şuradan okuyabilirsiniz ama  nereye varacağını tahmin edemezsiniz.

1968'de, İran Nükleer Araştırmalarında çalışanların dörtte biri kadınlardı.

1957 – ABD ve İran, “Atoms for Peace” programı çerçevesinde ilk sivil Nükleer İşbirliği Antlaşmasını imzaladı. Bağdat’taki Nükleer Bilimler Enstitüsü, CENTO himayesinde Tahran’a taşındı.
1959 – Şah Rıza Pehlevi, Tahran Üniversitesi’nde Nükleer Araştırma Merkezi kurulması tâlimatını verdi.
1960 – ABD, Şah’ın tâlimatı doğrultusunda, İran’a 5MW güç üreten reaktör sağlamayı kabul etti.
1961 – ABD Genelkurmayı -bugün Türkiye topraklarında bulunan nükleer silahları- İran’a yerleştirmeyi önerdi.
1967 – ABD, İran’a 5.545 kg zenginleştirilmiş uranyum, 112 kg Plütonyum gönderdi. Bu yakıt, sözü verilen reaktörü çalıştırmak içindi. Reaktör, yakıttan birkaç ay sonra Tahran’a ulaştı.
1974 – Şah Rıza Pehlevi, İran’ın 23.000 mw’lık reaktöre en geç 1978’de kavuşacağını bildirdi. Aynı yıl İran’ın nükleer silaha tahminlerden çok önce kavuşacağı müjdesini de verdi.
1974 – Şah, Fransa’nın her biri 1.000 mw gücünde beş adet reaktör, Uranyum ve Araştırma Merkezi sağlanması nı öngören protokolü Paris’te imzaladı.
1974 – Şah, Alman Kraftwerk union ve Fransız Framatome ile ikişer adet santral ve 10 yıllık zenginleştirilmiş yakıt alımı antlaşmasını imzaladı.
1975 – ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ile İran Finans Bakanı Hushang Ansari, toplam değeri 6,4 Milyar Dolar’a ulaşan sekiz reaktör için antlaşma imzaladı.

Kaynak ve Alıntılar:
Atoms For PeaceThe Dwight D. Eisenhower Library
Chronology of Iran’s Nuclear Programme, 1957-2007 Dr. Farhang Jahanpour

Şunlar da ilginizi çekebilir:
Kuzey Kore’nin Nükleer Silah denemeleriDiagnost
“Il y a deux pays au monde qui ne méritent pas d’exister : l’Iran et Israël”Diagnost

Share

“Il y a deux pays au monde qui ne méritent pas d’exister : l’Iran et Israël”

In Dünya, Dış Politika, Gündem, Komplo Teorileri, Tarih, Uluslararası İlişkiler on 05 Ocak 2011 at 19:16

Benim gibi Fransızca bilmiyorsanız, başlıkta ne yazdığını biraz merak edin.

Dünya toplam petrol rezervinin üçte birine sahip iki ülke:
Dünya petrol rezervinin neredeyse beşte biri üzerinde oturan Sünnî Suudi Arabistan
Dünya petrol rezervinin onda birinden fazlasının üzerinde oturan Şii İran

İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin, 1966’da Suudi Arabistan Kralı Faysal’ın ve İran Şahı Rıza Pehlevi’nin karşılıklı ziyaretleriyle başladığı; 24 Ekim 1968’de, Basra Körfezi’nde yer alan Farsî ve Arâbî adalarının her iki ülke arasında paylaştırıldığı ve kıta sahanlıklarının belirlendiği anlaşma ile imza altına alındığı söylenebilir. Basra Körfezi’nde böyle adalar olduğunu bilmiyordunuz değil mi? Ben de bilmiyordum. Google Maps ve Bing Maps’te aradım, yine bulamadım. Otoparktaki arabamı görebildiğim bu sitelerde olmayan iki adayı bulduğum yere bakınız, Ortadoğu haritası nasıl ve kimler tarafından çizilegelmiş görünüz.

 

1966’dan, Ayetullah Humeyni’nin Air france uçağıyla iran’a ayak basışına kadar geçen sürede iki ülke arasındaki ilişkiler, tarafların Basra Körfezi ve bölgenin geri kalanı üzerindeki siyasî hakimiyet çabasıyla geçti. Humeyni’nin “Kim daha müslüman” faslını açması ve zaman içerisinde çevre ülkelerine Devrim İhracı politikası ortamı iyice gerdi. Artık Ortadoğu’da, iki İslam ihracatçısı vardı.

İlişkilerde en belirleyici role sahip olan mezhep çatışması, İran-Irak savaşı sırasında daha da belirgin hale geldi. Sünnî Suudi Arabistan, Sünnî Saddam Hüseyin’e milyonlarca dolar pompalamakla kalmadı; Kuveyt, Bahreyn gibi diğer körfez ülkelerini de Irak’ı desteklemeye teşvik etti. Hattâ Suudi Arabistan, iki ülke arasındaki petrol rekabeti kartını da kulanarak, petrol üretimini ciddi oranda arttırdı. Amacı, petrol üretimini arttırıp, fiyatları düşürmek ve dolayısı ile, İran’ın savaş ekonomisini sekteye uğratmaktı. Bu dâhice!? fikir sayesinde petrol varil fiyatları yarı yarıya düştü. Suudi Arabistan, petrol gelirinin üzerinde bir bidon benzin döküp kibriti çakmış oldu. Tüm bu olanlara cevap olarak İran, Suudi ve Kuveyt hava sahasına defalarca girdi. Bu ülkelerin Irak’a desteklerini kesmelerini sağladı.

Dünyayı dengesiz bırakmamaya and içen Amerika Birleşik Devletleri de boş durmadı, o da İran’a yardımcı oldu. Suudiler kadar göstere göstere yapmaaya çalıştı ama o da başarısız oldu. Bu operasyon tarihe “İran Contra Skandalı“, magazinsel adıyla Irangate olarak geçti.

1987 yılında, Hac mevsiminde Mekke’de yapılan gösterilere, Suudi güvenlik güçlerinin müdahalesi sert oldu. gösterici 400 hacı adayının çoğunluğunun iranlı olması bardağı taşırdı. Suudi yetkililer Hac programını durdurdu. Olayları duyan Tahran ayağa kalktı. İranlılar Suudi Büyükelçiliğini bastı, diplomatları dövdü. Dövülen diplomatlardan biri hayatını kaybetti. Bu olayların üzerine, Suudiler İran’la diplomatik ilişkilerini ve İran vatandaşlarına Hac vizesi vermeyi kesti. Hac konusu bugün de iki ülke arasında sorun olmaya devam etmektedir. Suudi Arabistan, İran’ın resmen uyarmasına rağmen, İranlı hacı adaylarından zorla parmak izi almaktadır.

Başlıkta ne mi yazıyor?

Dünyada varolmayı haketmeyen iki ülke var: İsrail ve İran
Suudi Arabistan Kralı Abdullah, 5 Haziran 2010

Kaynak:
La violente charge du roi Abdallah contre l’Iran et Israël est démentie par Riyadh, Figaro

Şunlar da ilginizi çekebilir:
Suudi Arabistan – İsrail: Yapay KaderDiagnost
Suudi Arabistan – İsrail: Olmayan diplomatik ilişkilerin yakın tarihiDiagnost

 

%d blogcu bunu beğendi: